29 Eylül 2010 Çarşamba

Rahmetli'nin Yerine Kenan Yarışacak...



Milli motosikletçi Kenan Sofuoğlu, Moto2 San Marino Grand Prix'sinde kaza geçiren ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren 19 yaşındaki Japon sporcu Shoya Tomizawa'nın yerine yarışacak.


Kenan Sofuoğlu, yaptığı açıklamada, 5 Eylül'de yarış sırasında geçirdiği kaza sonucu yaşamını yitiren Tomizawa'nın Fransız takımı Technomag-CIP ile Moto GP'nin bir dalı olan Moto2'nin 31 Ekim Portekiz ve 7 Kasım İspanya yarışlarında yer alacağını kaydetti.

Gelecek sezon Moto2'de yarışmak istediğini ve bu doğrultuda takımlarla görüşmelerini sürdürdüğünü belirten Sofuoğlu, "Benim yarışım haftaya bitiyor. Moto2'de hangi durumda olduğumu görmek istiyorum. Tomizawa'nın takımından talep geldi. Tomizawa'nın yerine Moto2'nin son iki ayak koşusunda yarışacağım. Böylece kendimi de görmüş olacağım" diye konuştu.


Japon sporcu Tomizawa, 5 Eylül'de yarıştığı sırada motosikletinin kontrolünü kaybetmiş ve iki yarışçıya çarparak yere düşmüştü. Helikopterle hastaneye kaldırılan, oradan da Adriyatik kıyılarındaki Riccione Hastanesi'ne sevk edilen Japon sporcu, burada yaşam savaşını kaybetmişti.

27 Eylül 2010 Pazartesi

Bu Formayı Giymeyin.





Şampiyonlar Liginde ikinci maçları bu hafta içi oynanıyor. Bunlardan biri de, ülkemizin temsilcisi Bursaspor ile İskoç ekibi Glasgow Rangers arasında.

Maçtan önce ortam hafiften gerilmeye başladı. Sebep, G.Rangers tarafından Bursaspor'a geldiği iddia edilen "Yatay çizgili yeşil-beyaz formanızı giymeyin mümkünse." teklifi. (Zira bu forma Glasgow Rangers'ın ezeli rakibi Celtic'in formasına birebir benziyor.)

Bursaspor yönetiminin de "Uefa'ya bu formayı bildirdik. İki maçtan birinde mutlaka giyeceğiz." diyerek teklifi geri çevirmesi.

Malum, dünyanın sayılı derbileri arasında Glasgow Rangers - Celtic rekabeti var. İki takım, mezhep farkı yüzünden birbirleriyle hiç geçinememekte. G.Rangers'lılar -haklı olarak kendi sahalarında ezeli rakiplerinin forma dizaynıyla aynı olan bir takım istemiyorlar. Bursa'da "Bizim ne giyeceğimize kimse karışamaz." diyor. Onlar da haklı haliyle.

Dedikodulara göre, Celtic taraftarları bu durumdan hayli memnun. Öyle ki, Bursaspor'u havalimanında karşılamaya bile geleceklermiş. Hatta, "Boşuna otel falan aramayın, biz sizi evimizde ağırlarız." demişler.

Ben, Bursaspor'un sahaya bu formayla çıkacağını zannetmiyorum. Zira, zaten çok büyük bir taraftar baskısı olacak. Zor bir deplasman, e bir de bu formayla çıkarsan adamların öfkesini tavan yaptıracaksın. Ortam haliyle daha bir gergin olacak. Bursaspor'un bu riski alacağını düşünmüyorum. Belki Bursa'daki maçta giyebilirler. Kimsenin de bir kelime lafı olmaz o zaman.

Haa, eğer Bursaspor sahaya bu formayla çıkarsa, bir de erken bir gol yerse, işte o zaman Glasgow o gazla farka gider, cümleten maskara olurlar. Gönüllerde yer almak yerine, dillere maskara olurlar.

26 Eylül 2010 Pazar

Kenan'a Yamuk Yapan Çarpılır...


Kenan Sofuoğlu, Imola'da ilk sıradan başladığı yarışta uzun süre Eugene Laverty ile mücade etti ve sonunda takım arkadaşı Pirro'nun arkasında ikinci oldu.

Kenan, Laverty ile son viraja kadar kedinin fare ile oynadığı gibi oynadı. Canı istediğinde geçildi, canı istediğinde ilk sırayı tekrar aldı.

Son 3 turda Kenan, liderliği Laverty'e vermeden son viraja girdiler. Tam bu esnada Laverty, salakça bir manevra ile Kenan'ı geçmeye çalışınca dengesini kaybedip düştü. Düşerken Kenan'a da çarpınca, onunda dengesi bozuldu. Her iki pilotta düştü. Hemen toparlanıp tekrar yarışa dönmeye çalıştıkları sırada çok ilginç bir durum oldu.

Pitte görevli pist üstü hakemleri, Laverty'e motorunu kaldırması için yardım etmeye başladılar. Kenan'a ise kimse gelmedi yardım için. Bütün bu bizans oyunlarına rağmen Kenan, tek başına motorunu kaldırmayı başararak, milletin motorunu kaldırabilmesi için seferber olduğu Laverty'den önce yarışa döndü ve onun önünde 2. sırada yarışı tamamldı.

Bu fırsattan yararlanan Kenan'ın takım arkadaşı Pirro 1. olurken, Laverty. 3. sırada kaldı. Bu sonuçla Kenan, liderliğini pekiştirdi ve şampiyonluk yolunda önemli bir adım daha attı. Şampiyonada son durum Sofuoğlu 243, Laverty 227 puan. Son yarış ise haftaya Fransa'da.

Alonso Koptu, Gidiyor...





2010 Formula 1 sezonunun 15. yarışı olan Singapur Grand Prix'ini Ferrari pilotu Fernando Alonso kazandı.

Yarışa pol pozisyonunda başlayan ve baştan sona öne götüren Alonso, üst üste 2., toplamda 4. kez çizgiyi ilk sırada geçti. Ayrıca Alonso, üst üste 2. kez, pol pozisyonu, yarış 1.liği ve en hızlı turu yapan isim oldu.

Yarışa en iddalı konumda giren Hamilton ise Webber ile girdiği mücadele sonucunda yarış dışı kaldı. Bu Hamilton'un son 4 yarışta 3. yarış dışı kalışıydı.

Çizgiyi ikinci sırada Vettel, 3'te Webber geçti.

Son puan durumu:

Pilotlar:
1. Webber 202
2. Alonso 191
3. Hamilton 182
4. Vettel 181
5. Button 177

Takımlar:
1. Red Bull-Renault 383
2. McLaren-Mercedes 359
3. Ferrari 316
4. Mercedes 168
5. Renault 133

21 Eylül 2010 Salı

Taner Mi Sağır Federasyon Mu?


Dünyanın en genç olimpiyat şampiyonu haltercisi Taner Sağır, erken yaşta vücuduna
yüklenen kiloların kurbanı oldu, belindeki kronik sakatlıkla sporu bırakma noktasına geldi.


2004 Atina Olimpiyatı’nda 77 kiloda çıktığı podyumda toplam 375 kiloyla olimpiyat rekoru kırarak altın madalya kazandığında henüz 19 yaşındaydı Taner Sağır...


Dünyanın en genç olimpiyat şampiyonu haltercisi sıfatını aldığı o yarışmaya gelinceye kadar 13 dünya, 13 Avrupa gençler rekoru kırmış, yıldızlar ve gençlerde kazanmadık madalya bırakmamıştı. Ancak erken yaşında altına girdiği yüksek kiloların ‘acısı’ son yıllarda şampiyon haltercinin belini büktü, onu halterden uzaklaştırdı.


Öyle ki, bu isim rekorlar kırarak şampiyon olduktan sonra, ne hikmetse birden bir üst kiloda yarıştırıldı. (Aynı durum Halil Mutlu’nun ve “Asrın Güreşçisi” ünvanlı Hamza Yerlikaya’nın da başına gelmişti bir zamanlar.) Bir oyuncu efsane olduğu bir kiloda zirve yaptığı zaman hangi zihniyetle başka bir kiloda, yarışmaya zorlanabilir?


2004 Atina öncesi başlayan omurgasındaki deformasyon ve disk kaymasına rağmen dinlenmek yerine gençlik ateşiyle yarışmayı tercih eden 25 yaşındaki Sağır, artık ameliyat olmak ile halter kaldırmak arasında tercih yapma aşamasına geldi.13 Eylül’de Antalya’da başlayan Dünya Şampiyonası’na hazırlanmak üzere 3 ay önce antrenmanlara başlayan sporcu, yine ağrıları artınca şampiyonaya katılmaktan vazgeçti.


Doktorların omurgasının ancak ameliyatla düzeleceğini belirtmesine rağmen haltere devam edebilmek için bıçak altına yatmaktan kaçınan Sağır, tam bir açmaz içine düştü. Aylardır antrenman yapamayan milli halterci, ameliyat olmakla haltere veda etmek arasında büyük bir ikilem yaşıyor. Genç halterci için en ağırı ise kendi ülkesinde favori olduğu bir dünya şampiyonasını tribünden izlemek olacak.


Halter Federasyonu Başkanı Hasan Akkuş, Taner’i kaybetmek istemediklerini ancak durumun iyi olmadığını söyledi ve “Omurgası bitik, ameliyat gerek. Gençken madalya için çok fazla yüklenilmiş” dedi.


Peki Taner’cim, bütün bunlar olurken sen nerdeydin? Vücudunun bunları kaldıramayacağını sen bilmeyeceksin de kim bilecek? Ne diye kendini kullandırdın bu kadar? Hadi, yaşın genç, tecrübesizsin vs. diyelim. Yok mu senin gibi bir dünya şampiyonuyla gerçekten ilgilenecek bir adam, veli? Düğününde ortaya çıkıp, objektiflere sırıtmakla mı kaldı o kadar kişi?


Antalya’da Dünya Halter Şampiyonası başladı ve bitmek üzere. Kimin haberi var peki? Başta Halter federasyonu olmak üzere hiç kimsenin. Halter federasyonu, şampiyonaya katılan sporcuların listesini, organizasyonla ilgili güncel bilgileri yayınlamaktan bîhaber. Onlar, böyle zamanlarda ortaya çıkıp açıklama yapmak yerine, bir sporcu şampiyon olduğunda onunla birlikte çıkıp poz verir ya da federasyon başkanı seçimlerinde birbirlerinin kuyularını kazarken ortaya çıkarlar.

19 Eylül 2010 Pazar

Galatasaray 2. Yarışta 5. Oldu.


Superleague Formula Serisi'nin Portekiz'in Algarve pistinde gerçekleştirilen 2. yarışını Olympiacos sürücüsü Neel Jani kazandı.

İlk yarışı 14. sırada tamamlayan Jani, ters dizilimle başlayan 2. yarışta damalı bayrağı ilk sırada geçmeyi başardı.


Galatasaray'ın eski sürücüsü ve Olympic Lyon'un yeni sürücüsü olan Tristan Gommendy, ilk yarışta 11. olmasının ardından 2. yarışta iyi performans sergiledi ve 2. oldu.

Portekiz'de 2. yarışta podyumu tamamlayan isim ise ilk yarışta 6. olan Corinhthians sürücüsü Robert Doornbos oldu.

Yeni sürücümüz Andy Soucek, ilk yarışında iyi bir izlenim bıraktı. Bugünkü yarışın ilk ayağında 3. giderken pitten geçme cezası almasıyla 9. bitirdi. Ters sıralama sonucunda ikinci yarışına 10. sıradan başlayan Andy, başlangıç anında 3. lüğe kadar yükseldi. Pit stoplar sonucunda yarışı 5. bitirdi.

Yalnız işin garip tarafı bizim eski pilot, hani şu bir türlü adam gibi sürüş yapamayan, sezon başından beri bir kez 3. olup ondan ötesini beceremeyen Tristan Gommendy, O.Lyon takımıyla çıktığı ilk yarışında 2. oldu.

Galatasaray'dayken tek geçebildiği pilot A. Madrid'in bayan pilotu Maria olan Tristan bu başarıyı nasıl gösterdi şaşırdım. Sorun araçta desek, Andy Soucek onun bir halt yapamadığı araçla her iki yarışta da çok iyi performans sergiledi.

İşin bu yönünü de düşününce Tristan Gommendy'nin birilerinin parmağıyla sırf Galatasaray'ı daha kötü duruma düşürmek için geldiği fikri canlanıyor aklımda.

Kafa Değişti Başarı Geldi.


Superleague Formula Serisi'nde Avrupa'nın dünyanın sayılı takımları arasında yarışan tek Türk takımı Galatasaray'da, bu hafta koşulacak olan Portekiz'deki Algarve Pisti'ndeki yarışlar öncesi kötü gidişin sebebi pilot Tristan Gommendy gönderildi ve yerine geçen senenin F2 şampiyonu Andy Soucek getirildi.

Bu kan değişikliği, henüz sıralama turlarında kendini gösterdi ve Gommendy ile 6. lıktan öteye geçemeyen takımımız, Soucek ile ilk sıralama turunda 4. oldu.

Yarışada çok iyi başlayan takımımız başlangıç anında 3. sıraya yükseldi. Pit stop esnasında da yerini koruyan Galatasaray, pit stoplardan sonra Milan'ın baskısına çok iyi direnirken bu iki takıma da "pit stoplar esnasında hız sınırını aştıkları" gerekçesiyle pitten geçme cezası geldi.

Bu ceza sonucunda Galatasaray yarışı 9. sırada tamamlarken ilk yarışı John Martin'in kullandığı Beijing Guoan kazanırken 2. Davide Rigon ile Anderlecht oldu.

İlk yarışın sıralamasının tersten başladığı ikinci yarış 15.00'te başlayacak.

18 Eylül 2010 Cumartesi

Türk Gibi Kuvvetli.





Dünya Halter Şampiyonası'nda podyuma çıkan Nurcan Taylan, 48 kiloda silkmede 121 kilo kaldırıp, dünya rekoru kırarak altın madalyaya ulaştı.

Nurcan Taylan, koparma ve silkmenin ardından toplamda kaldırdığı 214 kilo ile altın madalya kazanırken, şampiyonayı 3 altın madalya ile dünya şampiyonu olarak tamamladı.


Antalya Expo Center'da düzenlenen şampiyonanın ilk gününde 48 kiloda podyuma çıkan Nurcan Taylan ve Sibel Özkan madalya için birbirleriyle yarıştı.

Nurcan Taylan ilk hakkında 112 kilo kaldırırken, madalya almayı garantiledi. İkinci hakkında 116 kilo kaldıran Nurcan Taylan, üçüncü hakkında 121 kilo ağırlığı kaldırarak dünya rekoru kırdı.

Nurcan Taylan, toplamda 214 kiloya ulaşarak şampiyonada 3 altın madalya kazandı. Taylan, Olimpiyat ve Avrupa şampiyonu unvanlarının yanına dünya şampiyonu unvanını da ekledi.


Aynı kiloda yarışan diğer milli sporcu Sibel Özkan, ilk hakkında 110 kilo ağırlık kaldırarak madalya almayı garantilerken, ikinci hakkında 115 kilo ile bronz madalyayı garantiledi. Üçüncü hakkında 119 kiloyu deneyen Özkan, bu hakkında başarısız oldu. Özkan, toplamda 205 kiloya ulaşarak gümüş madalya aldı.




Tek Tük İdare Ediyoruz 0-1



Turkcell Süper Lig'de 5. haftada Bucaspor, Galatasaray'ı evinde ağırladı.

Ufuk, Serkan Kurtuluş, Servet, Neill, Insua, Ayhan, Mustafa Sarp, Misimovic (Dk.80 Lorik Cana), Pino, Kewell (Dk.63 Aydın), Baros 11'ini sahaya süren Rijkaard, Ayhan'ın Gaziantep günlerini hatırlatan bir golüyle maçı kazanmasını bildi. 0-1

Buraya kadar klasik kelimeler, gerçi burdan sonrası da klasik kelimelerden ibaret olacak. Zira Galatasaray'da değişen bir durum yok sezon başından beri.

Galatasaray gibi bir takım ortalama % 40 gibi topa sahip olma oranıyla mücadele ediyor. Kaptırılan topun arkasından "son durak nasılsa ya defans, ya kale" ifadesiyle bakılıyor. O günlerden eser yok. Topu ayağında tutan, arkadaşlarını yönlendiren, pas yapan, top kaybında anında pres yapan bir takım kalmadı gitti.

Takım, ilk haftadaki yenilginin arkasından galibiyetler alarak yola devam ediyor ama nereye kadar gider bu yol işte orası muamma. Bir gün okkalı bir darbe gelecek bakalım ama kimden.

Diğer bir konu da, İzmir Atatürk stadının zemini. Gerçi bu sezon zemini düzgün olan stad yok gibi. Bir futbol fakirini getirsek sahaların zeminini göstersek adam: "Yahu adamlar 2 günde 1 top oynuyorlar galiba, zeminleri maç yapa yapa ne hale getirmişler?" diyecek. Birkaç saha dışında hafta içinde birden fazla maç yapılan stad yok. Peki nasıl bozuluyor bu zeminler? Yunanistan'da olduğu gibi rakip takımın taraftarları sabotaj mı yapıyor yoksa desek, bizim taraftarlarımız ne kadar holigan ruhlu olsa da bu kadar aşırıya kaçmaz.
Geriye ne kaldı o zaman?

14 Eylül 2010 Salı

Dünyanın 7. Harikası.

Ve Rafael Nadal hayallerinin ötesine kavuştu. Maç sonunda kupasını aldığında "Hayal ettiğimden de öte" açıklamasını yapan Rafael Nadal, Novak Djokovic'i 4 sette (6-4 / 5-7 / 6-4 / 6-2 ) geçerek kariyerinin ilk Amerika Açık zaferini elde etti.

Turnuvanın yarı finalinde Roger Federer'i yenen Djokovic'i yağmur aralarına rağmen 3 saat 43 dakikada geçip, 9. Grand Slam zaferine ulaşan İspanyol raket, tarihte "Career Slam" yapan 7. tenisçi oldu.

1984 John McEnroe şampiyonluğundan sonra Amerika Açık'ı kazanan ilk solak raket olan Nadal, aynı 1975'ten bu yana bu kupada mutlu sona ulaşan ilk İspanyol tenisçi konumuna geçti.

Nadal 21. kez üst üste Grand Slamler'de yenilmedi ve bu turnuvada sadece final açında olmak üzere 1 set kaybetti.

Rafael Nadal, Novak Djokovic'i yenerek çok istediği ve aylardır çabaladığı Amerika Açık'ta şampiyonluğa uzandı.

Böylece tüm Grand Slamler'de en az 1 şampiyonluk kazanan Nadal, tarihte bunu başaran 7. tenisçi oldu. Fred Perry, Don Budge, Rod Laver, Roy Emerson, Andre Agassi ve Roger Federer, Rafael Nadal'dan önce bunları başarmış isimlerdi.

Nadal 24 yaşında bu başarıyı elde ederek, bu aşamaya gelen en genç 3. tenisçi oldu.

2005 Fransa Açık zaferiyle Grand Slam şampiyonluklarına 'merhaba' diyen Rafael Nadal, geride kalan 5 yıl boyunca her yıl 1 kupa kazanmış, fakat bu rakamı 2'den öteye götürememişti.

Bu yıl sırasıyla Roland Garros, Wimbledon'ı kazanan İspanyol tenisçi, Amerika Açık'ta da galip gelerek bir sezonda 3. Grand Slam zaferini elde etti.

Nadal ayrıca Rod Laver'dan sonra bu kupaları aynı yıl kazanan ilk tenisçi oldu.

13 Eylül 2010 Pazartesi

Umarım, Nadal Kazanır.


Maçtan sonra doğal olarak oldukça keyifsiz gözüken 16 Grand Slam şampiyonu, "Maç puanı elde edip, kaybettiğim maçlar oldu ama bu şekilde yenilmek çok acı." sözleriyle geceyi özetledi.

"Kötü oynadığımı düşünmüyorum, finali haketmiştim" diyen Federer, "Bu yenilgi çok acı verici ama dünyanın sonu değil. Sadece ileride daha çok çalışmam için bir hırs kaynağı" diye konuştu.

Herkesin istediği "rüya finalde" bu yıl yer alamayacak olmanın üzüntüsünü yaşayan 5 Amerika Açık şampiyonu, "Nadal'la burada karşılaşabilmeyi ben de çok isterdim. 6 yıl ben buradaydım ama o gelemedi, şimdi o finalde ben yokum. Şimdilik olacakları göremeyeceğiz" dedi.

Federer final maçını izlemeyeceğini açıklarken, "Umarım Rafael kazanır" diyerek ezeli rakibine başarılar diledi.

Bu arada, dün gece oynanması gereken Nadal-Djokovic finali, aşırı yağış nedeniyle bugün 23.30'a ertelendi. Yayın Eurosport'ta.

12 Eylül 2010 Pazar

Alonso, Tifosileri Üzmedi.


Yarışa pol pozisyonundan başlayan Ferrari sürücüsü, kalkışta Jenson Button'a geçilerek uzun ilk bölümü Mclaren Mercedes sürücüsünün arkasında geçirdi ancak, pitlere 1 tur geç gelen Alonso az farkla Button'u geride bırakarak liderliği ele geçirdi ve damalı bayrağı ilk sırada gördü.


Jenson Button, startta kazandığı liderliği uzun süre Alonso'ya karşı savunmak zorunda kaldı ve pist üstü mücadelesinde bunu başardı ancak pitlerde geçildikten sonra Alonso'nun temposunu tutturamadı ve ikincilikle yetinmek zorunda kaldı.


Bu galibiyet ile Alonso, bu sezon Ferrari adına 3. zaferini kazandı ve Ferrari ise 2006'dan sonra ilk defa kendi evinde kazandı.


Mclaren Mercedes sürücüsü Jenson Button yarışı 2. sırada tamamlarken Ferrari'nin Monza'da şanssız olan ismi Felipe Massa da iyi bir yarış sonucunda yarışı başladığı gibi 3. sırada tamamladı ve Monza'da en iyi sonucunu elde etti.


Red Bull'un Alman pilotu Sebastian Vettel, yarışın bir bölümünde motor sorunu yaşayarak yavaşladı ve korku dolu anlar yaşadı. O an 8.liğe gerileyen Vettel, yarışın son turuna kadar yumuşak lastiklerle giderek arkasında kaldığı sürücüleri son anda geçti ve yarışı başarılı bir şekilde 4. sırada tamamladı.


Dün sıralamalarda 7. olarak iyi iş çıkaran Mercedes pilotu Nico Rosberg, ilk turda 4.lüğe yükselerek iyi iş çıkardı ve yarışın büyük bölümünü 4. olarak götürdü ancak son anda Vettel'e geçilince 5.likle yetinmek zorunda kaldı.


Onu, uzun zorlamanın ardından yarışı 7. sırada tamamlayan Nico Hulkenberg'i geçmeyi başaran Red Bull pilotu Mark Webber takip ederken Renault'nun Polonyalı sürücüsü Robert Kubica 8. oldu.


Yarışa 12. sıradan başlayan Michael Schumacher, startla birlikte 4 sıra kazandı ancak daha sonra Webber'e geçilerek 9.luğa geriledi ve Alman pilot yarışı 9. sırada tamamladı.

İtalya'da son puan ise Williams pilotu Rubens Barrichello'ya gitti.

Yarışın en büyük hayalkırıklığını yarışa başlamadan önce şampiyona lideri olan ve iyi start alarak 4.lüğe çıkan Mclaren Mercedes sürücüsü Lewis Hamilton yaşadı. Hamilton, ilk turda Felipe Massa ile olan teması sonucunda süspansiyonunu kırdı ve yarış dışı kalarak şampiyonluk mücadelesinde kazanabileceği çok değerli puanları kaybetti.


Sezonun 14. yarışının ardından Mark Webber 187 puan ile liderliğe yükselirken Hamilton Webber'in 5 puan gerisinde 2.liğe geriledi ancak Webber'in az puan almasıyla kaybı çok fazla olmadı.

Pilotlar klasmanında en büyük değişiklik ise Fernando Alonso'nun galibiyet ile 3.lüğe yükselmesi oldu. Alonso liderin 21 puan gerisinde 3. sırada bulunurken Button onu 1 puan geriden takip ediyor. 5. sıraya gerileyen Vettel ile lider takım arkadaşı Webber arasındaki fark ise 24 puan.


Takımlar klasmanında ise lider Red Bull ile 2. sıradaki Mclaren arasındaki puan farkı 3. Ferrari ise 60 puan geride 3. sırada.


Sezonun 15. yarışı 2 hafta sonra Singapur'da gerçekleştirilecek.

Formula 1 İçin TRT3 Yayın Frekansları ve Biss Şifresi






Frekans: 11.919 MHz(Vertical) SR=24444, FEC=3/4
Biss key şifresi 1000000000000000 veya 12 haneli ise 100000000000 olarak girebilirsiniz.

Eğer şifre kabul etmeyen bir uydu alıcınız varsa, karasal yayından şifresiz olarak yarışları izleyebilirsiniz.

4 As'tan Fayda Gelmedi 0-2


Milan, yeni transferleri İbrahimoviç ve Robinho'yu diğer yıldızları Pato ve Ronaldinho'nun yanına eklemiş, başkan bu 4'lüden "4 As" diye bahsetmişti.

Ama yıldızlar da fayda etmedi, İbrahimoviç'in bir penaltı kaçırdığı maçta Cesena'ya deplasmanda 2-0 yenildiler.

Carvalho'dan Sevgilerle 1-0



Lige beraberlikle başlayan Real Madrid, kendi evinde çıktığı ilk maçta Osasuna'yı, Chelsea'dan transfer ettiği Carvalho'nun attığı golle 1-0 yendi.

Mesut, 90 dk. sahada kalırken atılan golün hazırlayıcısı oldu. Mesut, takımı oynatmaya çalışırken sanki onu oynatmamaya çalışan bir takımı vardı. Sanırım bu durum da Mourinho'nun gözünden kaçmamıştır.

Real, Mourinho'nun istediği sistemi henüz kavrayamamış, sahada dağınık bir Madrid vardı. İlerleyen zamanlarda daha iyi oyun sergileyecekleri kesin ama o zamana kadar sürprizler gelebilir.

Herkül (Hercules) Nou Camp'ı Yıktı 0-2




İspanya La Liga’nın ikinci haftasında son şampiyon Barcelona, lige bu yıl yükselen Hercules’e sahasında 2-0’lık skorla boyun eğdi.

Nelson Valdez’in attığı iki gole engel olamayan Barcelona, taraftarlarına büyük bir sürpriz yaşattı. Hercules'in yeni transferi Trezeguet biraz daha becerikli olabilse, skor çok daha farklı olabilirdi.

Lige yeni yükselen bir takım için, Avrupa'da almadık kupa bırakmamış bir takımı deplasmanda yenmek gerçekten hem beklenmedik hem de müthiş bir başarı.

11 Eylül 2010 Cumartesi

Federer Tekledi, Finalin Adı Nadal-Djokovic





Amerika Açık'ta final Nadal-Djokovic arasında.

İki dev isim yarı finale kalınca beklenen final geliyor demiştik ama bu kez Federer oyun bozanlık yaptı. Federer karşısında pek şansı tutmayan Djokovic bu kez şeytanın bacağını fena kırdı.

Federer-Djokovic maçı müthiş bir mücadeleye sahne oldu. Novak, maç sayısı çevirdiği maçı 3-2 ile alarak Federer'in tarihi tersten yazmasına devam etmesini sağladı. Bakalım, yaklaşık 4 saat süren maç sonunda finalde Nadal karşısında bu kadar zinde kalabilicek mi?

Yarı finalin diğer maçında Youzny, karşısında Nadal'ın bir sürpriz yapmayacağı bekleniyordu öyle de oldu. 3-0'la Youzny'i geçen Nadal, kariyerinde ilk kez Amerika Açık'ta finale yükseldi.

Ayrıca Amerika Açık, Nadal-Federer finalinin oynanmadığı tek grand slam olarak kalmaya devam ediyor.




Bayanlar finalinde ise geçen yıl gördüğümüz tablo değişmedi.

Çocuk yaptıktan kariyer yapmaya devam eden Clijsters, finalde Vera Zvonareva'yı 6-2 ve 6-1'lik setlerle 2-0 mağlup ederek üst üste ikinci kezşampiyonluğa uzandı.




Bu Da Sana Kapak Olsun Teodosić.


Perşembe günkü yazımızda (http://sportifkeyif.blogspot.com/2010/09/bu-adam-durdurun.html) Miloš Teodosić'in ne kadar tehlikeli bir oyuncu olduğunu vurgulamış, Ömer Onan ve Sinan Güler'e büyük iş düşeceğini yazmıştık.

Teodosić, bu maçta kendini bir şekilde ortaya koydu. Ne zaman beraberliği yakalasak ya da farkı 1-2 sayı bıraksak anında bir 3 sayı ile ya da asistle devreye girdi. Tek başına yaptığı asist bizim takımın toplam asisti kadar hemen hemen.

Yalnız bu maçta Teodosić'in çirkef halini de bir kez daha gördük. Dünya şampiyonası başlamadan önce Yunanistan ile oynadıkları maçta çıkan kavganın içinde o da vardı bu gün de kavga çıksın diye elinden geleni yaptı adeta. Yaptığı faullere bile itiraz edip, bir sonraki pozisyonda lehlerine karar çıkmasını sağladı.

Hakemler üzerindeki etkilerini söylemeye bile gerek yok gerçi dünya üzerinde hakemler üzerinde etkisi olmayan takım 3. dünya ülkeri ve biziz nerdeyse.

Ama her şeye rağmen, hakemlere, Sırp lobisine, Ersan'ın devreye girememesine, erken gelen 5. faullere, attığımız topları çembere ite ite sokmamıza rağmen biz bu maçı kazandık ya artık gerisi önemli değil.
Şimdi yarını bekleyip başta Teodosić olmak üzere Sırp takımına koyduğumuz kapağın güzelliğini seyredip, tadını çıkaralım.

Ferrari, Evinde Alonso'yla Pol Pozisyonunda.


Ferrari, İtalya'da Monza Pisti'inde yapılan sıralama turlarında Fernando Alonso'nun yaptığı 1:21.962 derece ile pol pozisyonunu aldı. Alonso'nun haricinde 1.22.00'nin altına inebilen pilot olmazken diğer dereceler şu şekilde:


1. Alonso, Ferrari 1:21.962
2. Button, McLaren 1:22.084
3. Massa, Ferrari 1:22.293
4. Webber, Red Bull 1:22.433
5. Hamilton, McLaren 1:22.623
6. Vettel, Red Bull 1:22.675
7. Rosberg, Mercedes 1:23.027
8. Hulkenberg, Williams 1:23.037
9. Kubica, Renault 1:23.039
10. Barrichello, Williams 1:23.328
11. Sutil, Force India 1:23.199
12. Schumacher, Mercedes 1:23.388
13. Kobayashi, Sauber 1:23.659
14. Buemi, Toro Rosso 1:23.681
15. Petrov, Renault 1:23.819
16. Alguersuari, Toro Rosso 1:23.919
17. de la Rosa, Sauber 1:24.044
18. Trulli, Lotus 1:25.540
19. Kovalainen, Lotus 1:25.742
20. Liuzzi, Force India 1:25.774
21. Glock, Virgin 1:25.934
22. di Grassi, Virgin 1:25.974
23. Senna, HRT 1:26.847
24. Yamamoto, HRT 1:27.020
Yarış, yarın saat 15.00'te TRT 3'te.

10 Eylül 2010 Cuma

2011 Formula 1 Yarış Takvimi Açıklandı.




Gelecek sene takvimde 20 yarış olacak ve bu Formula 1 tarihinin en fazla yarışa sahip olan takvimi olarak kayda geçecek.

Takvimde dikkatleri çeken önemli değişikliklerden birisi de Brezilya'nın 2008'den sonra tekrar sezonun son yarışı olacak olması.

Bunun yanında bu sene takvimde 3 yarış art arda oldu ancak seneye 4 yarış art arda olacak. ( Malezya-Çin, İspanya-Monaco, Almanya-Macaristan, Japonya-Kore)

2011 Formula 1 Yarış Takvimi:

13/03 Bahreyn
27/03 Avustralya
10/04 Malezya
17/04 Çin
08/05 Türkiye
22/05 İspanya
29/05 Monaco
12/06 Kanada
26/06 Avrupa (Valencia)
10/07 Büyük Britanya
24/07 Almanya
31/07 Macaristan
28/08 Belçika
11/09 İtalya
25/09 Singapur
09/10 Japonya
16/10 Kore
30/10 Hindistan*
13/11 Abu Dhabi2
7/11 Brezilya

*Pistin tamamlanmasına bağlı

Beklenen Finale Bir Adım Kaldı.



Amerika Açık Tenis Turnuva'sında dün gece oynanan maçlardan sonra yarı finalistler belli oldu.

Rafael Nadal, Roger Federer, Novak Djokovic, Mikhail Youzhny yarı finale yükselen isimler.

Yarı final eşleşmeleri ise:

Rafael Nadal - Mikhail Youzhny
Novak Djokovic - Roger Federer

Son 2-3 yıldır bizi alıştığımız Nadal-Federer finallerinden sık sık mahrum bırakan iki sıkı arkadaş yarı finalde teklemezlerse nihayet beklediğimiz mücadeleye kavuşacağız. Yarı finaller cumartesi, final pazar günü.

9 Eylül 2010 Perşembe

Formula 1 Artık TRT 3'te


TRT’deki spor yayınlarının yeniden yapılanması çerçevesinde, Formula 1 ile ilgili tüm yayınlar, sezon sonuna kadar TRT3’te yer alacak.

TRT yönetiminin aldığı karara bağlı olarak, TRT bünyesindeki tüm spor programları yavaş yavaş TRT3’e kaydırılıyor. Dolayısıyla bu haftaki İtalya Grand Prix’inden itibaren, sene sonuna kadar tüm F1 yayınları (yarışlar, sıralama turları, F1 Kulübü, Limit Yok) TRT3’te yapılacak. Kısa süre içinde TRT3’ün de TRT-Spor kanalına dönüşmesi planlanıyor.

Şu anda şifreli olan Türksat Doğu Beam’indeki TRT3’ün de açılacağını öğrendim. Yani izlenecek platformlar açısından herhangi bir değişiklik olmayacak. TRT de, tanıtımlar ve altyazılar vasıtasıyla yarışların TRT3’e alındığını duyuracak.

Bu Adamı Durdurun!


Miloš Teodosić, Sırbistan Basketbol Millî Takımı'nın 195 cm.lik oyun kurucusu.

Diğer bir ifadeyle, tarihinde ilk kez bir dünya şampiyonasında yarı finale kalan milli takımımızın en çok dikkat etmesi gereken isim. Mükemmel bir şut yeteneği olmasına şut kullanmak yerine takımını oynatmayı seven biri. Takımı oynatmayı seviyor dedik ama öyle kritik zamanlarda öyle şutlar kullanıyor ki, rakip takımın bütün direnci düşüyor.

Dünya Şampiyonası başlamadan önce Sırbistan'la oynadığımız maçta az çok dikkatini çekmiştir. 3 sayı çizgisi varmış yokmuş pek önemli değil onun için. "Ben atarım girmezse o topun ayıbı." dercesine sallıyor 3'lükleri. Hele dünkü maçta yaptığı akıl kârı değil.

Son 3 saniyedesin, skor berabere. Normal bir oyun kurucu daha garanti olsun diye pota altını zorlayıp 2 sayılık bir atış yapmayı ya da faul almayı denerken Milos, orta çizgiye 1-2 metre mesafeden 3 lük atış yapıyor. Top, sanki yörüngeye oturmuş gibi hiç bir sapma yapmadan "deliksiz" tabir edilen türden çembere bile değmeden sayı oluyor. İşte böyle bir isim bu adam.

Bizim yapacağımız iş, önce bu adamı durdurmak. Tıpkı Yunanistan maçında Vasilis Spanulis'i devre dışı bırakarak rahat bir galibiyet aldığımız gibi aynı işlemi Teodosić'e uygulamak. Ömer Onan ve Sinan Güler gibi iki yıpratıcı isme çok iş düşecek. Sonrası inşallah kendiliğinden gelecek.
Tarihi maç, cumartesi günü 21-30'da NTV'de.

Pistte Gelen Ölüm.


MotoGP'nin bir alt serisi olan Moto2'de yarışan Japon sürücü Shoya Tomizawa, bu sabah Misano'da yapılan yarıştaki kazası sonucunda hayatını kaybetti.

19 yaşındaki sürücü, yarışı 4. sırada götürürken Alex de Angelis ve Scott Redding'in önünde kaza yaptı ve ardından her iki sürücünün motoru da Tomizawa'nın üstünden geçti.

Riccione'de hastaneye kaldırılan Japon sürücünün hayatını kaybettiği açıklandı.
Tomizawa, ilk Moto2 sezonunun en iyi isimlerinden birisiydi. Japon 125 ve 250 cc yarışlarında ön sıra mücadelesi veren Tomizawa, 2010'da Moto2'ye geçmeden önce bir kaç 250cc yarışına da katılmıştı.

Katar'da Moto2'de ilk yarış zaferini elde ederek dikkatleri üzerine çeken Japon sürücü Jerez ve Brno'da pol pozisyonlarını kazanmıştı ve Misano yarışı öncesinde 7. sırada yer alıyordu.

İşte ölüme sebebiyet veren kaza ânı:


video

8 Eylül 2010 Çarşamba

Galatasaray'dan Bir İlk Daha!


Galatasaray, Avrupa Kulüpler Birliği'nin (ECA-European Club Association) yönetim kuruluna girdi.

Sarı-kırmızılı kulüpten yapılan açıklamada, İsviçre'nin Cenevre kentinde yapılan ECA Yıllık Genel Kurulu'nda, Galatasaray A.Ş. Genel Müdürü Ebru Köksal'ın ECA Yönetim Kurulu'na seçildiği belirtildi.

Toplam 151 üye kulübün temsilcilerinin katıldığı toplantıda, ECA Genel Kurulu'nda yönetim kurulunu oluşturan 15 üyenin 11'i için seçimlerin yapıldığı aktarılırken, "Yapılan seçimlerde, Galatasaray'dan yönetim kuruluna seçilen Ebru Köksal, ECA Yönetim Kurulu üyeliğinin yanı sıra, Kurumsal İlişkiler Çalışma Grubu (Institutional Relations Working Group) Eş Başkanlığı görevini de üstlendi. Köksal bu görevini ECA Başkanı Karl-Heinz Rummenigge ile birlikte yürütecek" denildi.

Ayrıca, seçimler sonrasında genel kurulda bir konuşma yapan ECA Başkanı Karl-Heinz Rummenigge'nin, bir ilkin gerçekleştiğini ifade ederek, Avrupa futbol kurullarında ilk kez bir kadının yönetime seçildiğini söyleyip, Ebru Köksal'ı tebrik ettiği dile getirildi.Genel kurulda, Galatasaray Kulübü olarak ECA Genel Kurulu seçimlerinde kendilerine destek veren UEFA Asbaşkanı Şenes Erzik, Türkiye Futbol Federasyonu, Beşiktaş ve Fenerbahçe kulüplerine de teşekkür edildi.

7 Eylül 2010 Salı

Adım Adım Finale


Evet Basketbol Milli Takımımız çok iyi gidiyor. Kısa yazacağım. Eğer ki şampiyonluğu düşünüyorsak, Slovenya'yı yenip yarı finale çıkmalıyız. Bunu yapabilecek güçte bir takımız. Evet Slovenya zorlu bir ekip. Kolay maç olmayacak. Ancak hem taraftar desteğinle hem de oyuncularımızın iyi ve güzel oyunuyla 1 sayı fark ile bile olsa onları yenmek zorundayız. Haydi çocuklar göreyim sizi. Tüm Türkiye'nin kalbi sizlerle.

2 Eylül 2010 Perşembe

"Ersan'ı izlemek kadar büyük bir keyif yok."


Sözlerime Kaan Kural'ın şu sözleriyle başlamak istiyorum. "Ersan'ı izlemek kadar büyük bir keyif yok." Yunanistan maçı o kadar önem taşıyordu ki. Hem gurupta ki durumumuz için. Hem de biz Türk milleti için. Aslında herkes çok iyi oynadı o gün. Kerem Tunçeri, Kerem Gönlüm, Hidayet, Ender Arslan, Oğuz Savaş, Semih Erden. Ancak Ersan bir başkaydı. O üçlükler neydi öyle. Rakip Ersan'ı durduramadı. Tabii rakibin Yunanistan olması önce oyuncularımıza ayrı bir motivasyon verdi. Daha sonra tribünde ki seyircilerimiz için de ayrı bir önem taşıyordu rakibin Yunanistan olması. Ersan tek kelime ile süperdi. Bence son yıllarda Türk Basketbolu adına kazandığımız en büyük değer Ersan. Ailesi onunla ne kadar gurur duysa azdır. Hakemler cidden kötüydü. Ama iyi oyunla hakemleri de yenmesini bildik. Hele maç bitiminde seyircilerin söylediği marş. "Sesimizi yer, gök, su dinlesin. Sert adımlarla, her yer inlesin, inlesin." Son olarak Ersan insan mısın be oğlum sen. ?